Bak Yavrum Öcü

Acılar hep büyüktür. Kim hissederse hissetsin. Kişi kendi yaşadığı acısını “bu en büyük acı” diye düşünür.
Bir çocuğa istediğini yaptırmak için “-bak öcü seni yer” diyen kişiler birleşir ve toplum oluşursa onları yönetmek de anladıkları şekilde olur. ÖCÜYLE…

Bu belaları en korkunç öcüler haline getirenler, görünmezlik perdesinin arkasında şu sıra kadeh tokuşturuyorlar…

Şeytan; Ebu Cehil’in kulağına fısıldadığı an kadar gururlu…

Öcüler karanlıklarda dolaşır. Işıkları yakıp öcüleri evden kovmak ev sahibinin işidir.

Bizler kendi hayatımızın ev sahibiyiz.

Kimse bizi kendiliğinden doğruya ve ideale götürmeyecek.

Kah koşarak kah emekleyerek gideceksek, oraya illa kendimiz gideceğiz…

Kimse bilinçaltımızın nasıl kirlendiğini, öcülerle ve acılarla nasıl yönetildiğini anlatmayacak…

Kimse, bizim dünyada ki en dikkat etmemiz gereken kişinin kendimiz olduğunu söylemeyecek…

Kimse biz başarıya koşarken alkış tutmayacak… Kabul et.

Dostun yanında başarılı olmak kabul edilmesi zor bir üstünlüktür.

Hatta istemeden ettiği tebrikler çok candan olmayacak..

Kendini kurtarmamış olan birinin tavsiyesini kim dinler…

Biz kendi düşünce dünyamıza bakalım. Sen, ben herkes kendisine baksa keşke…

Eğer birileri bize bir şey fısıldıyorsa ve kendisi yapmıyorsa bizim o tavsiyeye hiç ihtiyacımız yok demektir.

Ben hiç televizyon izlemem mesela… Bilinçaltıma müdahale ettirmem. Kendi düşünmek istediğim konuları masama yatırırım, ayakta düşünmem. Elime kağıt kalem alırım. Araştırırım. Analiz ederim.

Belki bir saat belki bir gün sürer.

Kullanılmayan kas zayıfladığı gibi düşünmeyen beyin de zayıflar.

Başkasının bize hazır sunduğu fikirleri, kendi düşüncesi sanan insanlar haline geldik…

 

Acılar ve öcülerle yönetiliyoruz…

İki saat televizyon izleyen bir beyine, eski zeka seviyesine ulaştırmak için tam beş saat zihin egzersizi yaptırmak gerekiyormuş…

Eğer böyleyse bu ana haber bültenleri ve kadın programlarının izlenme oranlarına bakarsak toptan gerizekalı bir ülke olmaya doğru hızla ilerliyoruz..

PEKİ NE YAPMALI?

Uzun ve karışık diyet reçeteleri gibi maddeler sıralamayacağım. Nasihat da vermeyeceğim.

Bundan sonraki tüm yazılarımda kendi yapmadığım bir şeyi tavsiye etmeyeceğim.

Her zaman okunmaya hazır bir kitabı oturma odasının ortasına koy…

Bekle…

Gerekirse dekor gibi dursun orada…

Bilinçaltında neden hiç okumadığını sorgula. Okuyorsan neden az okuduğunu düşün…

Merak etme…

Gün gelecek bilinçaltında ki o mesaj vicdanını rahatsız edecek,

Açacaksın o kitabı ve okuyacaksın.

Beynin tüm kılcallarının fikir üretmeye başladığını hissedeceksin…

Ve artık yüksek hızda düşünmeyi bırakmaktan korkacaksın..

Devamlı okuyacaksın…

Okudukça öcüler kaybolacak zihninde…

Sana; “bak öcü var” diyen televizyon ve medyaya

Hadi len! diyeceksin, gülümseyeceksin..

Ve düşünmeye devam edeceksin…

Acının ve öcünün olmadığı bir hayatı kendi düşüncelerinle özgürleştireceksin…

Sevgiyle…

 

Yorum Yap


Onur Yeşilçavdar @ 2017 Tüm Hakkı Saklıdır.

Web Tasaarım VOKA Creative